Cumhurbaşkanı, İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda


‘Naim Palas’taki onuruna verilen ziyafetten sonrasında, Cumhurbaşkanı tekneye yeniden binerek Karşıyaka’ya gitmiştir. Halk tarafınca tezahüratlarla karşılanan Cumhurbaşkanı, ‘Kız Öğretmen Okulu’nu ziyaret etmiş, o gece yaşananları Cumhuriyet gazetesi şu şekilde yazmıştır:“Dün akşam, Gazi Hazretleri Kız Öğretmen Okulu’nun konuşma salonunda Selim Sırrı Bey’in öğrencilerinden Mualla Hanım ile birlikte oynadıkları bu güzel dansı seyretmiş ve oldukca övgüde bulunmuşlardır. Selim Sırrı Bey, oyuna başlamadan ilkin sahneye çıkarak Gazi Paşa’ya hitaben‘Büyük kalpli, yüksek düşünceli Gazi’miz! Siz yalnız kurtarıcı değilsiniz. Aynı süre da bir yol göstericisi ve eğiticisin. Koca memleketi yok olmaktan kurtardınız; millete yaşam hakkı verdiniz, yaşamın yollarını gösterdiniz. Siz Türk milletinden bir uygarlık abidesi ortaya çıkarmak istediniz. Biz öğretmenler abidenin basit birer işçisi olmaktan gurur duyuyoruz’ dedikten sonrasında Mualla Hanım’la beraber dans etmiş ve pek oldukca alkışlanmıştır. Gazi Paşa, ikinci kez oynamasını istemiş, Selim Sırrı Bey yeniden oynamıştır. Gazi Paşa devamında üstadı yanına çağırıp elini sıkmışlar ve bazı bilgiler aldıktan sonrasında demişler ki:   ‘Hanımefendiler, Beyler! Selim Sırrı Bey, zeybek oyununu oynarken ona çağdaş biçim vermiştir. Bu sanatkâr üstadın eseri çoğumuz tarafınca kabul edilerek, ulusal ve toplumsal hayatımızda yer tutacak kadar gelişmiş güzel bir şekli almıştır. Artık Avrupalılara ‘Bizim de bir kusursuz ve güzel dansımız var! Diyebiliriz. Ve bu oyunu salonlarımızda, müsamerelerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı, her toplantı salonunda hanımla birlikte oynanabilir ve oynanmalıdır.’Ve yeniden Selim Sırrı Bey’e dönerek ‘Yorulmadınızsa Mualla Hanım ile bir kere daha kent elbisesiyle oynadığınızı görmek isterim’ buyurmuşlardır. Selim Sırrı Bey üçüncü kere olarak oynamış ve devamlı alkışlarla sahneden ayrılmıştır. Gazi paşa üstadın elini yeniden sıkmış, kendisini kutlama etmiş ‘Pek kıymetli bir yaratı sahnelediniz’ demiştir.” O gecenin devamını ‘Anadolu Ajansı’nın 14 Ekim 1925 tarihindeki haberinde şu şekilde yazmıştır: “Dün gece, İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda verilen gösteride zeybek dansının bitiminden sonrasında, Cumhurbaşkanı geleceğin öğretmenlerini sınav edeceğini bildirmiştir. Sorulacak sorular Belediye Başkanı Aziz Bey tarafınca hazırlanmıştır. Soruların birincisini Meclis Başkanı Kazım Paşa ve ikincisini Ordu müfettişi Fahrettin Paşa, üçüncüsünü de Vali sormuştur. Sorulara öğrenciler tarafınca uygun cevaplar verilmiş ve devamında Gazi Paşa verilen cevaplardan etkilendiğini belirtmiş ve soruları şu şekilde yeniden etmiş açıklamıştır:‘Cumhuriyet nedir, sultanlıktan farkı nedir?’‘Cumhuriyet, terbiye ve erdeme dayanan bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir. Sultanlık korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi erdemli namuslu insanoğlu yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğundan, korkak, alçak, sefil, rezil insanoğlu yetiştirir. Aradaki fark bundan ibarettir.’‘Ulusal mücadelede başarı göstermiş olduk mu, niçin başarı göstermiş olduk?’‘Ulusal mücadeleyi meydana getiren direkt doğruya milletin kendisidir. Millet analarıyla babalarıyla, hemşerileriyle mücadeleyi kendisine ideal seçti. Bildiğiniz gibi ki, yüzyıllardır yapıla gelen mücadeleler ve bunların neticeleri olarak da kendi ülküleri olarak değil, şunun bunun hırsı ardında kul, köle olarak bulunmuşlardır. Oysa ulusal mücadelede kişisel hırslar değil, ulusal ideal, ulusal onur gerçek sebep olmuştur.’‘Türk bayanı iyi mi olmalıdır?’‘Türk bayanı dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır bayanı olmalıdır. Ağır sıklette değil: ahlakta, fazilette ağır, vakur bir karı olmalıdır. Türk hanımını görevi, Türk zihniyetiyle, pazusuyla, azmiyle muhafaza ve korumaya yetenekli nesiller yetiştirmektir. Milletin deposu, cemiyet yaşamının esası olan hanım, sadece faziletli olursa, görevini yerine getirebilir. Herhalde hanım, devasa yükseklikte olmalıdır. Burada rahmetli Fikret’in herkesçe malum bir sözünü hatırlatırım: ‘Elbet sefil olursa hanım alçalır cemiyet.’‘Hayatta müzik lüzumlu midir?’‘Hayatta müzik lüzumlu değildir. Bu sebeple yaşam müziktir. Müzikle ilgisi olmayan şahıs insan değildir. Eğer söz mevzusu olan yaşam insan yaşamı ise, müzik her şekilde vardır. Müziksiz yaşam, aslına bakarsan mevcut olması imkansız. Müzik yaşamın neşesi, ruhu, luğu ve her şeyidir. Yalnız, müziğin çeşitleri münakaşaya değerdir.’” 13/14 Ekim gecesi geç vakitlere kadar ‘İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda kalan Cumhurbaşkanı, okulun hatıra defterine şunları yazmıştır:“İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda geçirdiğim bu gecenin saatleri, bugün değil, gelecekte tüm milletin yaşayacağı hayata örnek oldu.” Mustafa Kemal Atatürk’ün kaybı ile İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olmuş, her ikisi de devamlı okul ziyaret etmiştir. Kız Muallim Okulundan okuyan, Mustafa Kemal Atatürk’ü unutmayan öğrencilerle röportaj yapılmış oldu, ben de onların anılarını kayda alıp, ölümsüzleştirdim. Işıklar onlarla…. 16 Ekim 2022Ahmet GürelAtatürk Araştırmacısı

Yoruma kapalı.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası