Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel meselelerin çözüme ulaşmasında uluslararası kuruluşların reform edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısal sorunlarına değinen Erdoğan, veto hakkının kaldırılması gerektiğini savundu. Erdoğan, son dönemde yaşanan küresel krizlerin, salgınlar, enerji krizleri, tedarik zinciri sorunları ve bölgesel çatışmalar gibi önemli olayların, dünyanın aldığı kararları birkaç ülkenin iradesine bırakarak çözülemeyeceğini gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, bu durumu daha adil ve kapsayıcı hale getirmek amacıyla reformların kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Güvenlik Konseyi’nin halen 1940’ların savaş sonrası yapısını yansıttığını ifade eden Erdoğan, daha etkin ve temsil kabiliyeti yüksek bir uluslararası mecraın oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Bu bağlamda, temsilin genişletilmesinin yanında veto imtiyazının kaldırılmasının daha adil bir karar alma ortamı sağlayacağını anlatan Erdoğan, bu konudaki temel stratejinin güçler dengesini yeniden kurmak olduğunu vurguladı. Erdoğan, Avrupa ve Asya gibi farklı kıtalardan gelen tecrübeler ve kapasitenin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne entegre edilmesi gerektiğine işaret etti.
Başkan Erdoğan, reform çağrısının, sadece yeni üyeler eklemek değil, aynı zamanda mevcut yapının adil ve şeffaf hale getirilmesine odaklanması gerektiğini de sözlerine ekledi. Güvenlik Konseyi ile Genel Kurul arasındaki dengelerin yeniden kurulmasının önemine değinen Erdoğan, üyeliklerin dönüşümlü ve şeffaf şekilde gerçekleştirilmesini, seçimlerin ise ilgili ülkelerin güvenini yeniden kazanmalarına dayanarak yapılmasını savundu. Dünya düzeninin değişen güç dengeleri ve gelişen teknolojik imkanlar karşısında, mevcut uluslararası kurumların ayakta kalabilmesi için reformların acil olduğunu belirten Erdoğan, bu sayede barış, istikrar ve kalkınma hedeflerine ulaşmanın mümkün olacağını ifade etti.
Erdoğan, uluslararası finans ve güvenlik ortamlarının güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve finansmana erişim haklarının esas alınması gerektiğini dile getirdi. Bu noktada, bölgesel aktörlerin ve ülkelerin nüfuzlarının artışının, onların bölgesel sorumluluklar üstlenmesine zemin hazırladığını ifade eden Erdoğan, bölgesel dinamiklerin dikkate alınmasının uzun vadeli barış ve istikrar açısından elzem olduğunu belirtti. Ayrıca, küreselleşmenin beklenilen refah getirisi ile eşitlik ve adaleti sağlayamadığını, gelir dağılımındaki uçurumların büyüdüğünü ve yeni güç merkezlerinin oluştuğunu anlattı. Son olarak, Türkiye’nin köklü diplomatik gelenekleri ve güçlü ilişkileriyle, uluslararası reform süreçlerine katkıda bulunmaya devam edeceğini dile getiren Erdoğan, farklı coğrafyalardan temsilcilerin ortak hareket etmesinin, küresel sistemin meşruiyetini artıracağına inandığını sözlerine ekledi.
